AB, İsrail konusunda yine anlaşamadı

    • Yazan, Güven Özalp
    • Bildirdiği yer, Brüksel
  • Okuma süresi 4 dk

Lüksemburg'da bir araya gelen Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, özellikle İspanya, İrlanda ve Slovenya'nın talebiyle İsrail'le ilişkileri bir kez daha masaya yatırdılar.

Bu ülkelerin AB'yle İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın kısmen ya da tamamen askıya alınmasına yönelik taleplerinin hayata geçirilebilmesi için yeterli destek ortamı oluşmadı.

Son dönemde Gazze konusundaki duruşuyla dikkat çeken İspanya, İsrail'e karşı en sert yaklaşımı sergileyen Birlik ülkesi konumunda.

İspanya, mevcut konjonktürde AB'nin somut ve sert adım atması gerektiği tezini işliyor.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, İsrail konusunda tek sesle hareket edilememesinin AB açısından kredibilite sorunu yaratacağı uyarısında bulundu.

Albares toplantı öncesinde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"AB bugün İsrail'e değişimin gerekli olduğunu çok net şekilde söylemelidir. Bu, doğru yol değildir ve İsrail sürekli savaş yolunda ilerlemeye devam ettiği sürece ilişkilerimizi aynı şekilde sürdüremeyiz."

İspanya gibi İsrail'e karşı AB'nin acilen sert adım atmasını isteyen ve tüm opsiyonların masada olması gerektiğini savunan ülkeler arasında yer alan İrlanda'nın Dışişleri Bakanı Helen McEntee de "Harekete geçmeliyiz. Temel değerlerimizin korunduğundan emin olmalıyız" dedi.

AB ile İsrail arasında 26 yıldır yürürlükte olan Ortaklık Anlaşması taraflar arasında siyasi diyaloğun çerçevesinden ticarete kadar ilişkileri geniş yelpazede düzenleyen bir içeriğe sahip.

Belgenin feshedilmesi, tamamen askıya alınması ya da siyasi bölümünün askıya alınması için AB üye ülkelerinin oybirliği gerekiyor.

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, bu hamleler için gerekli oybirliğinin oluşmadığını söyledi.

Oybirliğinin oluşmamasında Almanya ve İtalya'nın geçmiş dönemde izlediği yaklaşımı korumaları önemli rol oynuyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, askıya alma adımının uygun olmadığı görüşünde olduklarını söyledi.

Almanya, İsrail'le hayati önemdeki konuları eleştirel ve yapıcı bir diyalogla ele almanın daha uygun olduğu görüşünde.

Son dönemde, İsrail'le savunma mutabakatını askıya alan ve açıklamalarını eskiye oranla daha eleştirel bir çizgiye çeken İtalya da belgenin askıya alınmasına yeşil ışık yakmadı.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de anlaşmayı askıya almanın yararlı bir araç olduğunu düşünmediğini çünkü bunun tüm İsrail halkına zarar vermek anlamına geleceğini söyledi.

Almanya ve İtalya izgisinde olan başka ülkeler de vardı.

Kısmi askı da kabul görmedi

AB Komisyonu, Eylül 2025'te, İsrail ile yürürlükte olan Ortaklık Anlaşması'nın ticarete ilişkin bazı maddelerinin askıya alınmasını önermişti.

Gazze'deki insan hakları ihlalleri dikkate alınarak hazırlanan öneri, İsrail'le ticari ilişkilerin seviyesinin düşürülmesi anlamına gelmesinin yanı sıra bu ülkeyle ilişkilere yaklaşımda önemli bir değişime işaret ediyordu.

Komisyon'un önerdiği kısmi askı oybirliği değil nitelikli çoğunluk gerektiriyor.

Buna rağmen adım atılmasını sağlayacak bir tablo oluşmadı.

Kallas, "Nitelikli oy çokluğunun oluşması için ülkelerin pozisyon değiştirmesi gerekiyor. Toplantıda bunu görmedik. Tartışmalar sürecek" dedi.

Bir kararın nitelikli oy çokluğuyla kabul edilebilmesi için üye ülkelerin yüzde 55'inin, başka bir deyişle 27 ülkeden 15'inin onayının gerekli olmasının yanı sıra bu ülkelerin AB nüfusunun yüzde 65'ini temsil ediyor olması gerekiyor.

Nitelikli çoğunluk sağlanamamasında da Almanya ve İtalya'nın rolü ön planda.

AB'nin İsrail üzerindeki baskıyı acilen artırması gerektiği görüşünde olan Fransa ve İsveç ise Ortaklık Anlaşması'nı kısmen ya da tamamen askıya almadan atılabilecek adımlara odaklandılar.

Filistin topraklarında kurulu İsrail yerleşimlerinden yapılan ithalatın kısıtlanması bu iki ülke tarafından öne çıkarılan görüşler arasındaydı.

Kallas, yeni önerilerin not edildiğini ve bunların AB Komisyonu tarafından inceleneceğini söyledi.

Tepki çapı genişledi

AB ülkelerinde İsrail tartışması sürerken konuya sivil toplum ve vatandaş boyutu da eklendi.

Avrupa Vatandaş Girişimi (ECI) mekanizması aracılığıyla, Ortaklık Anlaşması'nın tamamen askıya alınması talebiyle AB ülkelerinde toplanan imza sayısı bir milyonu aştı.

Birlik kuralları gereği ECI bağlamında bir milyon imzanın aşıldığı bir konuda AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu sessiz kalamıyor.

Daha önce üye ülkelere Ortaklık Anlaşması'nın kısmen askıya alınmasını öneren AB Komisyonu, girişime ilişkin atacağı adımları ya da adım atmayacaksa da neden harekete geçmeyeceğini açıklamak zorunda.

Aralarında insan hakları örgütleri ve sendikaların da yer aldığı 60'tan fazla örgüt de benzer bir taleple ortak açıklama yayınladı.

Eski bakanlar, diplomatlar ve üst düzey yetkililerden oluşan bir grup da ortak bildiri yayınladı.

Eski AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, eski İsveç Dışişleri Bakanı Hans Blix ve eski AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margot Wallström bu isimlerden bazılarıydı.

350'den fazla imzanın bulunduğu bildiride, belgenin kısmen ya da tamamen askıya alınması, yasa dışı yerleşimlerle ticaretin yasaklanması, askeri ticaretin durması, İsrail'in AB programlarına katılımının askıya alınması talep ediliyor.

Sembolik adım ihtimali artıyor

AB, kısmi ya da tamamen askı konusunda adım atmadı.

Bununla birlikte Macaristan'ın uzun süredir bloke ettiği İsrailli yerleşimcilere yaptırım konusunda adım ihtimali giderek artıyor.

Bunun için Macaristan'da yeni hükümetin göreve başlaması bekleniyor.

Bu yönde bir adımın sembolik olmanın ötesine geçme potansiyeli düşük.

Bu adımın atılmasının daha sonra daha geniş kapsamlı adımlar için zemin hazırlayacağını düşünenlere rastlamak mümkün.

AB ile İsrail arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı bir yapıya sahip.

Üye ülkeler 14 yıl önce, şu an Gazze'de yaşananlardan çok daha azı için İsrail'e karşı önlem almayı tercih etmişlerdi.

2012'de AB ile İsrail arasındaki Ortaklık Konseyi askıya alındı.

On yıl boyunca da askıda kaldı.

İsrail, AB'nin 31., AB ise İsrail'in en önemli ticaret ortağı.