Okul saldırganları önceden tespit edilebilir mi, işaretler neler?

- Yazan, Merve Kara-Kaşka
- Unvan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Okuma süresi 5 dk
Türkiye Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta peş peşe gerçekleşen okul saldırılarının şokunu yaşıyor.
Kahramanmaraş'taki ölümcül saldırının 14 yaşındaki çocuk fail tarafından önceden planlandığına dair belgeler olduğu açıklandı.
Şanlıurfa saldırısının 19 yaşındaki failinin ise sosyal medyadan tehdit mesajı paylaştığı belirtildi.
Olaylarla ilgili soruşturmalar devam ediyor.
Her iki olayın kendine has dinamikleri olsa da uzmanlar bu tip saldırılarda faillerin bazı ortak yönleri olabileceğine dikkat çekiyor.
BBC Türkçe bu örüntülerin neler olabileceğini ve bunları tespit etmenin saldırıları önlemeye nasıl yardımcı olabileceğini araştırdı.
'Yalnızlık, haksızlığa uğrama hissi ve tanınma arayışı'
İngiltere'deki University of Staffordshire'da Profesyonel Polislik Programı Yöneticisi Dr. Sarah Watson, saldırıların çoğunlukla öğrenciler ya da eski öğrenciler tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor.
Ancak daha nadiren okul dışından kişiler de bu saldırıları düzenleyebiliyor.
Kahramanmaraş'taki trajik olay sonrasında yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren saldırganın babası, oğlunun pek fazla arkadaşı olmadığını anlattı.
Savcılık dosyasında ise 11 Nisan tarihli bir belge içeriğinde saldırının planlarına dair detaylar olduğu belirtiliyor.
BBC Türkçe'nin gördüğü ve çocuk faile atfedilen 11 Nisan tarihli İngilizce yazılmış saldırı manifestosunda defalarca "yalnızım" ifadesi geçiyor.

Kaynak, YASIN AKGUL / AFP / Getty Images
Dr. Watson, BBC Türkçe'nin sorularına verdiği yanıtta saldırganlara ait tek tip bir psikolojik profil olmadığını vurguluyor.
Watson, buna karşın araştırmalarda vakaların bir bölümünde sosyal izolasyon, yalnızlık ve haksızlığa uğrama duygusu da dahil olmak üzere bazı yinelenen örüntüler tespit edildiğini belirtiyor.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan ABD'deki Hartford Healthcare'de eski baş psikiyatristi Harold Schwartzda okul saldırganlarının çoğunun benlik algısının çok zayıf olduğunu ve kendilerini daha iyi hissetmenin çarpık bir yolu olarak tanınma arayışına girdiklerini belirtiyor.
Adli psikiyatri alanında uzman olan Schwartz, birçok saldırganın, şiddeti ve hatta özellikle kitlesel saldırıları yücelten çevrimiçi forumlarda uzun zaman geçirdiğini vurguluyor.
Buna göre incel'ler gibi gruplara da dahil olabiliyolar.
Birçoğu intihara eğilimli ve saldırı sırasında kendi kendine ateş ederek ölüyor.
'Travma, ebeveyn ihmali ya da istismarı'
Saldırganların geçmişlerinde öne çıkan bazı ortak deneyimler de olabiliyor.
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan uzman adli psikolog Esra Gürgezoğlu Yapar, özellikle akran zorbalığı, sosyal dışlanma, aile içi çatışmalar, kayıp, ihmal, istismarın bunlar arasında olduğunu söylüyor.
ABD'deki Metropolitan State University'de Kriminolog Prof. James Densley ise çocukluk travması, ebeveyn ihmali ya da istismarının saldırganların biyografilerinde tutarlı olarak yer aldığının altını çiziyor.
Saldırganların ezici çoğunluğu neden erkek öğrenciler?
Gerek Türkiye'de gerek dünya genelinde okul saldırılarının ezici bir çoğunluğunu erkek öğrenciler düzenliyor.
Prof. James Densley, her 10 saldırgandan dokuzunun erkek olduğunu söylüyor.
Bunda toplumsal cinsiyet rollerinin etkili olduğu düşünülüyor.
Densley bunu şöyle açıklıyor:
"Acı çeken kızlara daha çok acıyı içe yönlendirmeleri öğretilir; bunun sonucu olarak kendine zarar verme, yeme bozuklukları ve sessizlik ortaya çıkar."
"Erkeklere ise acının, önemli olduklarını kanıtlamak için başkalarına yöneltilmesi gerektiği söylenir."
Şiddeti Önleme Projesi Araştırma Merkezi'nin Başkan Yardımcısı Densley, bazı çevrim içi ortamların durumu daha da kötüleştirdiğini vurguluyor.

Kaynak, Brandon Bell/Getty Image
Densley, internette halihazırda geçmiş okul saldırganlarının anıldığı ve yer yer yüceltildiği gittikçe genişleyen bir alt kültür olduğunu söylüyor.
Kızların bu ortamlara genellikle bağlanma üzerinden girdiğini; erkeklerin ise bu ortamlara daha çok öldürme sayıları gibi lig fikstürü mantığıyla yaklaştığını belirtiyor:
"Bu alanlardaki insanların büyük çoğunluğu kimseye zarar vermez. Ancak küçük bir alt grup hayranlıktan özdeşleşmeye, daha da küçük bir alt grup ise özdeşleşmeden taklide kayar. Kesilmesi gereken hat işte budur."
Emniyet Genel Müdürlüğü, Kahramanmaraş'taki saldırganın WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD'de okul saldırısı gerçekleştiren Elliot Rodger'e atıfta bulunan bir görsel kullandığının tespit edildiğini açıklamıştı.
Ciddi uyarı işaretleri neler?
Uzmanlar bahsedilen özelliklerin hiçbirinin tek başına saldırının habercisi olmayacağını söylüyor.
Dr. Sarah Watson, özellikle kötü aile deneyimlerinin bazı durumlarda suçu "dışsallaştıran ve zararı meşrulaştıran" anlatılar için kullanılması konusunda uyarıyor.
Diğer yandan uzmanlar saldırıların neredeyse hiçbir zaman sürpriz olmadığını vurguluyor.
Saldırganların önemli bir bölümü planlarını fiziksel ya da sanal çevresiyle paylaşma eğiliminde oluyor. Buna sızıntı adı veriliyor.
James Densley, incelediği okul saldırganlarının yarısından fazlasının planlarını önceden birilerine ya da çevrim içi ortamda paylaştığını vurguluyor.
Geriye dönüp bakıldığında "birçoğunun aslında durdurulmak istediğini" söylüyor.

Kaynak, Getty Images
Harold Schwartz sızıntının önemli bir uyarı işareti olduğunu söylüyor.
Bazen sadece dikkat çekmek için kullanılsa da sıklıkla saldırıyı haber verdiğini ekliyor.
Geçmişte şiddet suçlarına karışmanın sonraki saldırılar konusunda "en önemli işaret" olduğu konusunda uyarıyor.
Ona göre bir diğer ciddi uyarı işareti ise silahlara yönelik aşırı ilgi ve başkalarına göstermek amacıyla bile olsa okula silah getirilmesi.
Prof. James Densley'e göre, saldırılar genellikle birçok koşulun biraraya gelmesiyle bardağı taşıran son damla olarak gerçekleşiyor.
Bunlar arasında herhangi bir destek ya da yardım alamayan birinin yoğun strese maruz kalması, evde emniyete alınmamış bir silah bulunması gibi unsular yer alıyor.
'Net ve güvenli bildirim yolları hayati önemde'
İşaretler ortaya çıktığında, hem bireylerin hem de kurumların erken müdahaleleri saldırıları önlemede belirleyici olabiliyor.
Dr. Sarah Watson, bu tür olayları önlemenin tek bir yolu olmadığını, ancak endişeler varsa yanıtların iyileştirilebileceğini söylüyor.
Ona göre en önemli nokta, sağlık, eğitim, emniyet ve çocuk koruma kurumları arasında bilgi paylaşımının sağlandığı çok ayaklı bir yaklaşım.
Uyarı işaretleri çoğu zaman tek başına ortaya çıkmadığı için bağlamın ve örüntülerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
James Densley'e göre sızıntılar gibi sinyaller ortaya çıktığında asıl sorun bunların şaka, geçici bir dönem ya da dikkat çekme çabası olarak görülüp ciddiye alınmaması.
Bu nedenle öğrenciler, ebeveynler ve öğretmenler için net ve güvenli bildirim yolları hayati önem taşıyor.
Uzmanlara göre kurumlar, özellikle de okullar somut adımlar atabilir.
Densley'e göre her okulda bir "davranışsal tehdit değerlendirme ekibi" bulunmalı.
Bu ekipte psikolojik danışmanlar, sosyal hizmet uzmanları, okul yöneticileri ve gerektiğinde polis yer almalı.
'Kilitsiz silahlar kötü bir günü cenazeye dönüştürebilir'
Amaç cezalandırmak değil, sorun yaşayan çocuğu erken aşamada fark edip destekle buluşturmak.
Psikiyatrist Harold Schwartz da uzun vadede empatiyi ve sosyal bağı güçlendiren okul programlarının, zorbalığı azaltmaya yönelik çalışmaların ve fiziksel okul güvenliğini ele alan düzenlemelerin riski düşürebileceğini belirtiyor.
Uzmanların ortaklaştığı en kritik konulardan biri ise ateşli silahlara erişim.
Schwartz, "Yapılacak en önemli şey kişinin silahlara erişiminin olup olmadığını değerlendirmek" diyor.
Densley ise okul saldırganlarının çoğunun reşit olmadığını ve silahları evden aldığını hatırlatarak evdeki kilitsiz silahların "kötü bir günü bir cenazeye çevirebildiğini" söylüyor.
Schwartz'a göre, silahların kilit altında tutulması, riskli dönemlerde evden geçici olarak çıkarılması bu riski azaltabiliyor.
Bütün bu değerlendirmeler, sorumluluğun sadece belirli bir kesimde olmadığını gösteriyor.
Uzman Adli Psikolog Esra Gürgezoğlu Yapar, "Bu durum tek bir kesimin ya da meslek grubunun meselesi değil... Bu toplumsal olarak hepimizin sorunu ve çözüm için de birlikte hareket edilmeli" diyor.










