Kolombiya'da Escobar'ın 'kokain hipopotamları' neden öldürülecek?

Kaynak, AFP / Getty Images
- Yazan, Fernando Duarte
- Unvan, BBC News Dünya Servisi
- Okuma süresi 6 dk
Pablo Escobar, Kolombiya'nın 30 yıldan uzun süredir unutmaya çalıştığı bir isim.
Gelmiş geçmiş en kötü haydutlardan biri olan Escobar, 1980'li yıllarda Medellin uyuşturucu kartelini kurmuştu ve bir zamanlar dünyanın en zengin kişilerinden biri olduğuna inanılıyordu.
Ancak bilim insanları, kokain baronunun ekolojik bir saatli bombadan da sorumlu olduğunu söylüyor:
Escobar'ın 1980'lerde özel hayvanat bahçesi için ithal ettiği hipopotamların (suaygırı) sayısı katlanarak arttı ve bu hayvanlar ülkenin en büyük su yolu olan Magdalena Nehri'ne yayıldı.
2022 tarihli bir araştırmaya göre doğada 250 "kokain hipopotamı" bulunuyor olabilir.
Bu soruna karşı harekete geçmeye karar veren Kolombiya hükümeti bu su aygırlarını itlaf etmeye başlayacağını açıkladı. Öldürülecek hayvan sayısının 80'e kadar çıkabileceği duyuruldu.
Çevre Bakanı Irene Velez "Bunu yapmazsak nüfusları kontrolden çıkacak. "Ekosistemimizi korumak için bunu yapmak zorundayız" dedi.
Hayvan hakları örgütleri ise bu kararı eleştirdi. Senatör Andrea Padilla bunun "zalimce kolaya kaçmak" olacağını söyledi.
Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Padilla "Hiçbir zaman sağlıklı hayvanların öldürülmesini destekleyemem" dedi.
"Hele ki bu örnekteki gibi devletin yolsuzluğu, kayıtsızlığı, ihmali ve sorumsuzluğunun mağduru iseler."

Kaynak, Getty Images
Yayılmacı bir tür
Kolombiyalı bilim insanları uzun zamandır, bu hayvanların doğaya etkisini gidermek için itlaf edilmeleri gerektiğini söylüyor.
Esas sorun, hipopotamların bölgeye ait bir tür olmaması: Suaygırları yalnızca Afrika'da yaşıyor.
Normalde Afrika'da aslanlar ve timsahlar hipopotam yavrularını avlıyor. Güney Amerika'da ise doğal düşmanları yok. Bu da çok daha kolay üremelerini sağlıyor.
Kolombiyalı biyolog Nataly Castelblanco BBC'ye yaptığı açıklamada, "Bu hayvanlara üzüldüğümüz açık ama dürüst olmalıyız. Suaygırları Kolombiya'da işgalci bir tür ve bir kısmını şimdi öldürmezsek 10 ila 20 yıl içinde durum kontrolden çıkabilir" diyor.
Hükümetin kararını "üzücü fakat gerekli" olarak değerlendiriyor.

Kaynak, AFP / Getty Images
Nüfus artışında hava durumu da rol oynuyor. Afrika'daki suaygırlarının sayısı, kuraklıklarla kontrol altında kalıyor.
Kolombiya'da ise kuraklık yok ve Güney Amerika havası suaygırları için öyle ideal ki, daha çabuk olgunlaşıyor görünüyorlar.
Castelblanco, "Çalışmalar bu suaygırlarının Afrika'dakilere kıyasla daha erken yaşlarda üremeye başladığını gösteriyor" diyor.
Sorun nasıl başladı?
"Kokain suaygırlarının" yükselişi, Pablo Escobar'ın Kolombiyalı güvenlik güçleri tarafından öldürülmesiyle doğrudan bağlantılı.
Escobar'ın ölümünden sonra, başkent Bogota'nın 250 kilometre kuzeybatısındaki lüks çiftliği Hacienda Napoles'e el konuldu.

Kaynak, AFP / Getty Images
Özel hayvanat bahçesini dağıttılar, ancak daha sonra popüler bir eğlence parkının parçası oldu.
Hacienda Napoles'teki suaygırları dışındaki hayvanlar ülke çapındaki hayvanat bahçelerine dağıtıldı.
Castelblanco, "Bu hayvanları başka yerlere yollamak lojistik açıdan zordu, dolayısıyla yetkililer muhtemelen ölüp gideceklerini düşündükleri için hayvanları orada bıraktılar" diyor.
Uzmanlar geçen yıllar boyunca Kolombiya nehirlerinde kaç suaygırının yaşadığını hesaplamaya çalıştı. Tahminler 80'den 120'ye kadar değişiyor.
Veteriner ve doğa koruma uzmanı Corlan Valderrama, "Bu asıl yaşam alanları olan Afrika dışındaki en büyük suaygırı sürüsü" diyor.
Ve sayılarının daha da büyüyeceği tahmin ediliyor.
Castelblanco ve çalışma arkadaşları, itlaf edilmezlerse sayının 2034 itibarıyla 1.400'ü aşacağını tahmin ediyor. Bunların hepsi ilk olarak getirilen bir erkek ve üç dişiden türeyen hayvanlar.
Çalışmada, bunu önlemek için önerilen ideal senaryoya göre her yıl 30 hayvanın itlaf edilmesi ya da kısırlaştırılması gerekiyor.
Varlıkları neden sorun?
Suaygırlarının çevreye etkilerini araştıran bilim insanları, onların varlıklarının yerel ekosistemi birçok şekilde etkileyebileceğini söylüyor.
Bunlar soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan deniz ineği gibi türleri yerlerinden etmekten, nehirlerin kimyasal yapılarını değiştirmeye kadar değişiyor ve bu da balık türlerini tehlikeye atabilir.
Biyolog Castelbanco, "Su aygırları, Kolombiya'nın nehir sistemine yayılıyor ve binlerce kişi geçimini buralardan sağlıyor. Hacienda Napoles'in 370 kilometre uzağında hipopotamlar görüldü" diyor.
Bu hayvanlar insanlara karşı da bir risk oluşturuyor.
Kolombiya'da henüz ölümlü bir saldırı bildirilmese de hipopotamlar bölgelerini korumak için saldırganlaşabilen hayvanlar ve Afrika'da her yıl 500 kişiyi öldürdükleri düşünülüyor.
Bu aslan, timsah veya fil saldırılarında ölenlerden daha fazla.

Kaynak, AFP via Getty Images
'Jurassic Park filminde olmak gibi'
Castelblanco ve çalışma arkadaşları su aygırlarının itlaf edilmesini öneren ilk uzmanlar değil. Ancak bu fikre karşı çıkan bilim insanları da var.
Kolombiya Ulusal Üniversitesi'nden Enrique Ordonez "kokain suaygırlarının" küresel suaygırı nüfusunun korunması adına bir umut olduğunu söylüyor.
Suaygırları, Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) gibi sivil toplum kuruluşları tarafından soyu tükenme tehlikesi altında olan türlerden kabul ediliyor.
Ordonez CNN'e yaptığı açıklamada, bir kısırlaştırma programının nüfusu kontrol altında tutmak için daha iyi bir yöntem olduğunu vurguluyor.
Ancak bunlar basit ya da ucuz yöntemler değil ve Carlos Valderrama bunu bizzat yaşadı.
2009'da büyüyen nüfusu kontrol altına almak için girişilen deneysel çalışmalardan birinde, bir erkek "kokain su aygırını" kısırlaştırdı.
Valderrama, "Ağırlığı beş tonu bulabilen ve çok saldırgan olabilen bir hayvandan bahsediyoruz. Uyuşturmamıza rağmen, az kalsın kullandığımız vinci deviriyordu. Bir Jurassic Park filminde dinozorla yan yana olmak gibi bir şey" diyor.
Veteriner Valderrama'ya göre deneyden aldıkları ders, özellikle 50 bin dolarlık maliyet de düşünüldüğünde kısırlaştırmanın bir seçenek olmadığı.
Valderrama, "Bu hipopotamların birçoğu vahşi doğada yaşıyor. Hepsine kolayca ulaşmak gibi bir seçenek yok. Bu arada üremeye devam edecekler. Hipopotamlar çok eşli, yani tek bir erkek çok sayıda dişiyi gebe bırakabilir" diye de ekliyor.

Kaynak, Carlos Valderrama
Ölüm tehditleri
Kolombiyalı yetkililer bugüne kadar daha az tepki çeken bazı önlemleri de gündemine almıştı.
Bunlardan biri de hipopotamları yakalayarak dünya çapında hayvanat bahçelerine dağıtmaktı. Fakat bu girişim nakliye masrafları gibi sorunlar nedeniyle başarılı olmadı.
Onları Afrika'ya geri göndermek ise hiçbir zaman bir seçenek olarak görülmedi. Bunun nedeniyse sadece bir erkek ve üç dişiden üremiş olmaları nedeniyle genetik riskler taşımaları ve Güney Amerika'daki hastalıkları Afrika'ya taşıma riski.
Peki, yetkililerin daha kararlı adımlar atmasını engelleyen ne?
Kısa yanıt: Kamuoyu.
Nataly Castelblanco'nun deneyiminin de gösterdiği gibi insanların "kokain suaygırlarına" karşı hisleri çok güçlü.
Kolombiya medyası Castelblanco'nun araştırmasını haberleştirdikten sonra, sosyal medayadan taciz ve ölüm tehdidi mesajları almaya başladı.
"Bana bir sürü şeyin yanı sıra 'katil' denildi. Kolombiya'da bazı insanlar suaygırlarından bahsettiklerinde çok kızgın olabiliyorlar" diyor:
"İnsanların verdiği doğal bir tepki bu. Sevimli bulabilecekleri dev bir memeli yerine, işgalci türlerden ya da bitkilerden bahsettiğinizde, insanlar daha iyi anlıyor."
Ayrıca bu hayvanlar Magdalena Nehri etrafında yaşayan bazıları için bir gelir kapısı.
Hacienda Napoles'de yeniden tasarlanan hayvanat bahçesi, yeniden yakalanan birkaç hipopotamı da barındırıyor ve her yıl binlerce turist çekiyor.
Escobar da hayattayken Hacienda Napoles'e halk ziyaretlerini bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak görüyordu ve Nataly Castelblanco da çocukken ailesiyle birlikte bu hayvanat bahçesine gitmişti.
2009 yılında Kolombiya askerleri, halka tehdit oluşturduğunu düşündükleri bir hipopotamı öldürdüğünde başlayan büyük protestolar, bu hayvanların yasalarla koruma altına alınmasını sağlamıştı.
BBC'ye konuşan Kolombiya çevre koruma kuruluşu Cornare'den biyolog David Echeverri, artık sorunun "yeterince ciddi" hale gelmesi nedeniyle hükümetin tutumunun da değiştiğini söylüyor:
"İtlaf nüfus artışının tek çözümü değil fakat gerekli bir çözümü."
Escobar'ın mirası
Bu çıkmaz, Castelbanco ve çalışma arkadaşlarını bu memelilerin yayılışı kadar korkutuyor.

Kaynak, Gamma-Rapho / Getty Images
Resmi verilere göre 2011-2019 arasında sadece dört hayvan kısırlaştırıldı.
Casteblanco, "Şu ana dek Kolombiya'daki suaygırları cennette yaşadı. Ama aynı zamanda ekolojik bir saatli bombalar" diyor.
Pablo Escobar'ın ölümünden 30 yıldan fazla zaman geçmişken "kokain suaygırları", uyuşturucu baronunun ülkede hâlâ devam eden etkisine yönelik bir kanıt olmayı sürdürüyor.









