İran savaşı bitse de küresel enerji krizi devam edecek

Kaynak, AFP
- Yazan, Alexsey Kalmikov
- Unvan, BBC
- Okuma süresi 6 dk
Tarihin en büyük küresel enerji krizi daha yeni başlıyor.
Geçici bir ateşkes de ABD ve İsrail'in İran'la savaşının sona ermesi de, ucuz petrol ve doğalgazın aktığı savaş öncesi döneme geri dönmemizi sağlayamayacak.
Krizden çıkma süreci birçok neden yüzünden uzun ve pahalı olacak.
Bu nedenlerin başlıca altısı şöyle:
1. Petrol sıkıntısı daha yeni başlıyor
Basra Körfezi'nden petrol taşıyan bir tankerin alıcılara ulaşması bir ila bir buçuk ay sürüyor. Savaş tam bir buçuk ay önce başladı. Hürmüz Boğazı bu sürede fiilen kapalı kaldığı için, dünya yeni yeni petrol arzı eksikliğiyle karşı karşıya kalmaya başlayacak.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, "Nisan ayı Mart ayından çok daha kötü olacak. En temkinli tahminlere göre bile arz açığı iki katına çıkacak" diyor.
"Bu, enflasyon ve ekonomik büyümede yavaşlamaya neden olacak. Ve çok daha kötü olabilir. Birçok ülkede enerji tüketimi yakında karneye bağlanabilir."
Petrol tankerleri ilk aşamada savaştan önce ihraç ettikleriyle aynı miktarda petrolü boşaltmaya devam etseler de savaş yüzünden petrol fiyatları fırladı.
Şimdi ise arz miktarı fiziksel olarak azaldığından, Hürmüz Boğazı hemen yeniden açılsa bile fiyatlar kriz öncesi seviyelere inmeyecek.
Hürmüz Boğazı açılsa da ideal koşullar altında, arzın toparlanması bir ila bir buçuk ay sürebilir. Fakat gerçekte, ABD Enerji Bakanlığı'nın istatistik biriminin son raporunda petrol kıtlığının 2026 yılının sonuna süreceği öngörüldü.
Aslında petrol arzı, çözümü en kolay sorun. Nihai bir barış olursa Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer ülkeler üretimi hızla artırabilir. Doğalgazdaki durum ise çok daha kötü.
2. Doğalgaz krizi petrol krizinden daha kötü
Savaştan önce dünya, Rusya'nın Avrupa'ya karşı bir koz olarak kullandığı, 2022'deki enerji krizini tetikleyen, boru hatlarından gaz tedarikine bağımlılıktan kurtulmak için, agresif bir şekilde sıvılaştırılmış doğalgaza geçmeye çalışıyordu.
Kömürden daha temiz olan doğalgaz giderek ucuzlaşıyor ve enerji tüketimindeki payı hızla artıyordu.
İran'daki savaş, sıvı doğalgaza yönelimin de aslında ne kadar riskli olduğunu gösterdi.
Savaştan önce, Basra Körfezi'nin küçük ülkesi Katar, küresel sıvılaştırılmış doğalgaz arzının %21'ini veya toplam gaz arzının yaklaşık %17'sini karşılıyordu. Katar gazının alternatifi yok.
IEA Başkanı Birol "Gaz endüstrisinin genel itibarı zarar gördü. Sıvılaştırılmış doğalgaz, güvenilir, uygun fiyatlı ve esnek bir seçenek olarak konumlandırılmıştı. Ama önce 2022'de Rus gazı, şimdi de Katar gazı krizi oldu" diyor.
Sıvılaştırılmış gaz arzını hızla eski haline getirmek mümkün olmayacak. Katar'dan deniz yoluyla sevkiyat için alternatif bir güzergah yok. Petrol ihracatı ise Hürmüz Boğazı'nı baypas edebilen karadan boru hatlarıyla sürüyor.
Dahası, gelecek belirsiz ve bu da gaz fiyatlarını önümüzdeki aylarda yüksek tutmaya devam edecek. Çünkü Katar, savaş nedeniyle yeni doğalgaz kapasitesinin devreye alınmasını erteledi ve mevcut kapasitesinin bir kısmını da kaybetti.
3. Tesislerdeki yıkımın onarımı
Hürmüz Boğazı'nı petrol ve doğalgaz tankerlerine açmak bir mesele; bir buçuk aylık bombardıman sonucu hasar gören tesislerde üretimi yeniden başlatmak ise başka bir mesele.
IEA'ya göre, Ortadoğu ülkelerindeki 40'tan fazla petrol ve gaz tesisi savaşta hasar gördü.

Kaynak, Reuters
En ağır hasar, Katar'ın Ras Laffan'daki doğalgaz kompleksinin bir bölümünde meydana geldi. İran füzeleri, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz tesisinin %17'sini devre dışı bıraktı.
Bu tür tesisler, müstesna malzemelerle inşa edilen özel yapılar. Bu nedenle, onarım Katar yetkililerine göre üç ila beş yıl sürecek.
Benzer sorunlar diğer ülkelerde de yaşanıyor. İran İHA'ları, BAE, Kuveyt ve Irak'taki petrol rafinerilerini, petrol sahalarını ve diğer enerji altyapılarını vurdu. Onarımlar aylar sürecek ve milyarlarca dolara mal olacak.
Savaştan önce bu para, dünyanın enerji arzını artırmak için ayrılmıştı. Şimdiyse yıkılanların yeniden yapımına harcanacak ve bu da uzun sürecek krizin dördüncü nedeni olacak.
4. Para yok
Savaştan önce Körfez ülkeleri, dünyanın artan nüfusu ve ekonomilerin artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak için üretimi yükseltmeyi planlıyordu. Tüketici ülkeler, yeterli petrol olmasını ve doğalgaz arzının artmasını bekliyordu.
Fakat Suudi Arabistan, BAE, İran, Katar ve bölgedeki diğer ülkeler artık üretimi artırmaya değil, önceki seviyelerde geri döndürmeye ve silahlanmaya para harcamak zorunda kalacaklar.
Tüketiciler de daha fazla para harcamak zorunda olacak. Hem enerji fiyatlarının yükselmesi nedeniyle, hem de nükleer, güneş, rüzgar, batarya ve kömür gibi alternatiflere yatırım yapabilmek için. Ayrıca hanelere ve sanayiye verilen sübvansiyonlara harcanan para da azalacak.

Kaynak, EPA
Dahası, COVID-19 ve Kremlin'in tetiklediği önceki iki enerji krizinden farklı bir durum var. Bu sefer tüketici ülkelerin şu anki nesillere yardımcı olmak için gelecek nesillerden borç alma fırsatı daha az.
O zamanlar enflasyon, kamu borcu ve bütçe açıkları daha düşüktü.
Bu sefer yetkililer çifte zorlukla karşı karşıya. Yavaşlayan ekonomik büyüme vergi gelirlerini ve dolayısıyla işletmeleri ve hane halklarını sübvansiyonlarla destekleme kabiliyetini kısıtlıyor. Artan enflasyon düşük faiz oranlarıyla destek sağlama imkanını ortadan kaldırıyor.
Üstelik, bu kriz sırasında stratejik petrol rezervlerinin tüketilmesiyle gelecek nesiller zaten borçlandırıldı. Borcun ödenmesi gerekecek ve bu da beşinci sorun.
5. Rezerv petol sonsuz değil, yenilenmesi gerekecek
Batılı tüketici ülkeler piyasadaki petrol kıtlığını hafifletmek için daha önce görülmemiş bir müdahalede bulundu. Stratejik rezervlerinden 400 milyon varil petrol satmaya karar verdiler. Bu sayede petrol fiyatları henüz arz talep dengesizliğinin gerektirdiği seviyelere çıkmadı.
Dünya günde yaklaşık 105 milyon varil petrol tüketiyor. İran savaşı, günlük 10 ila 12 milyon varil Ortadoğu menşeili petrolün piyasalara ulaşmasını engelledi.
Batı'nın rezervlerinden ham petrol satışı, günde 3-4 milyon varillik bir açığı telafi etti. Çin'in rezervleri ve ABD'nin açık denizdeki İran ve Rusya petrolüne uyguladığı yaptırımları hafifletmesi sayesinde piyasaya ek bir arz sunuldu.
Bu müdahalelerin dört-beş ay sürmesi planlanıyor. Bundan sonra, bir noktada rezervlerin yenilenmesi gerekecek.

Kaynak, AFP
Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinden sonra yaşanan enerji krizinde ABD'nin petrol rezervlerinin bir kısmının satılması yüzünden selefi Joe Biden'ı eleştirmişti. Rezervleri yenileme sözü verdi ama bunu yapmadı.
Bu kez rezervler tehlikeli seviyelere düşecek ve ABD, diğer ülkeler gibi fiyatların ucuzlamasını bekleyemeden kademeli olarak rezervleri yenilemek zorunda kalacak. Bu hem yasal bir zorunluluk hem de ulusal güvenliği ilgilendiren bir durum.
Stratejik rezervlerin yeniden doldurulması petrol fiyatlarını daha da artıracak ve enerji krizini uzatacak.
6. Savaşın kızışması
Önümüzdeki yıllarda Ortadoğu'nun güvenilir bir enerji kaynağı olduğu algısı zayıflayacak. Savaş henüz bitmedi ve ABD ile İran'ın mevcut müzakere pozisyonlarına bakılırsa çatışma her an yeniden alevlenebilir.
Savaş, tedarik güvenliğini ve güvenilirliğini etkiledi, risklerin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldı ve sigorta ve ulaşım maliyetlerini artırdı. ABD Enerji Bakanlığı, tüm bunların uzun bir süre, hatta ucu açık bir şekilde son tüketicilerin ödeyeceği enerji fiyatlarına yansıyacağı uyarısında bulunuyor.
IAE'nin gelecek yıl için dile getirdiği en son enerji piyasaları tahmininde "Petrol fiyatları, bu dönemde artan risk primini de yansıtacak. Hürmüz Boğazı açıldıktan sonra biriken sorunların çözülmesi zaman alacak, gelecekteki aksaklık olasılığı bir risk faktörü olarak kalacak ve petrol fiyatlarını etkileyecek" denildi.
Sorun sadece Hürmüz Boğazı ile sınırlı değil. Yemen'deki Husi milisleri Kızıldeniz'i tehdit etmeye devam ediyor, ve okyanuslarda İran yanlısı ülkeler ve gruplar tarafından hedef alınabilecek birçok başka geçiş noktası da bulunuyor.

Petrol tüketen varlıklı ülkeler tarafından 1970'lerdeki büyük petrol krizinden sonra kurulan Uluslararası Enerji Ajansı'nın Başkanı Fatih Birol, dünyanın İran savaşını çok sakin karşıladığını söylüyor. O zamanlar, petrol kıtlığı enflasyona, yaşam standartlarında düşüşe ve sosyal ve siyasi karışıklıklara yol açmıştı.
Birol, bu sefer durumun daha kötü olabileceğinden endişeli.
Savaşın ilk üç haftasında Birol konuşmadı ve astlarına yorum yapmaktan kaçınmaları talimatı verdi. Ancak son iki haftadır mesajını her yerden ulaştırmaya çalışıyor.
"Avrupa'daki ve dünyanın dört bir yanındaki yetkililerin sorunun boyutunu ve sadece enerji sektörü açısından değil, küresel ekonomi açısından sonuçlarını hafife aldıklarını fark ettim. Bu yüzden, durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamaları için onlarla bazı istatistikleri paylaşmaya karar verdim."
"Tarihin en büyük enerji krizine giriyoruz."











