Necati Özkan İBB davasında savunmasını verdi: 'Sanki bu ülkede demokrasi yok'

Önde Necati Özkan var. Arkada Silivri Cezaevi görülüyor.

Kaynak, BBC/Getty/X

Fotoğraf altı yazısı, Ekrem İmamoğlu'nun kampanya danışmanlığını yürüten Necati Özkan, İBB yolsuzluk davası kapsamında savunmasını verdi. Hakkındaki iddiaları reddetti.
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi 4 dk

Görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 414 kişinin yargılandığı İBB ile ilgili yolsuzluk davasının 19. gününde sanıkların savunmalarına devam edildi.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davada İmamoğlu'nun seçim kampanyalarını yürüten ve danışmanlığını yapan Necati Özkan savunmasını sundu.

Hakkındaki suçlamaları reddeden Özkan, "Sanki bu ülkede demokrasi yok. Anayasa yok. Ana muhalefet partisine seçim kampanyası yapmak sanki suç" dedi.

Özkan 4,000 sayfalık iddianamede "özel vasfa haiz üye" (özel nitelikli üye) ve örgütün "akıl hocası" veya "stratejisti" olarak tanımlanıyor.

Özkan hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" suçlamasıyla altı yıla kadar hapis cezasının yanı sıra seçme seçilme ve kamu görevlerinden uzaklaştırılması isteniyor.

Bunun yanı sıra "rüşvete aracılık etmek" ve "kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, verilmesi ya da ele geçirilmesi" eylemleriyle ilgili de soruşturmada ismi geçiyor.

Bu suçlamalar iddianamede "Eylem 4" ve "Eylem 13" olarak geçiyor.

Hakkındaki iddialarla ilgili konuşan Özkan, bu iki eylemden kendisine hiç soru sorulmadığını, hakkındaki suçlamaların gözaltı sürecinden itibaren sürekli değiştiğini Eylem 4 ile ilgili ancak kendi ısrarıyla soru sorulduğunu söyledi.

"4. Eylemde etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişinin ifadesi var ancak diğerlerinde o da yok" diyen Özkan "savcılık ve iddia makamı, sonuç kısmında benden bir parça bahsediyor ancak dosyanın ortasında hiçbir yerde yokum" sözleriyle yargılama sürecini eleştirdi.

'İmza yetkim yok'

Savunmasına İBB'de bir kadrosu, ünvanı veya sorumluluğu olmadığını söyleyerek başlayan Özkan, bir imza yetkisi olmadığını belirtti.

Özkan, "bir ihaleye karışmışlığım yok. Ne İBB'nin ne iştirak şirketlerinin ne de Beylikdüzü Belediyesi'nin" dedi.

Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına dışarıdan hizmet verdiğini ve dışarıdan yardım ettiğini belirten Özkan, 400'ün üstünde sanıklı davada yalnızca 37 kişiyi tanıdığını söyledi.

Özkan "Geri kalan hiç kimseyi hayatım boyunca tanımadım, görmedim. Telefon irtibatım ya da e-posta veya herhangi bir vasıtayla herhangi bir irtibatım olmadı" dedi.

19 Mart 2025'te gözaltına alınan Özkan, üzerine atılı suçlamaların katalog suç olmadığını, ancak buna rağmen ancak katalog suçlarda alınan bir önlem olarak tüm banka hesaplarına ve tüm gayrimenkullerine el konulduğunu söyledi.

Tapu kaydından çıkarılan listede üzerinde 20 tane gayrimenkul göründüğünü söyleyen Özkan, bunların 17'sinin dedesinden kalma miras olduğunu belirtti.

Ankara'da da iki küçük arsası olduğunu belirten Özkan, üzerinde yalnızca Akmerkez'de bulunan bir ofis olduğunu bunu da 2006'da şirketi adına satın aldığını söyledi.

Özkan "Elinizdeki belgede, Akmerkez'deki ofisin 2009'da şahsıma geçtiğini göreceksiniz. Bunun sebebi şudur: 2006'da şirket adına satın almıştım ancak 2008'de büyük bir dünya krizi oldu. Şirketin finansmana ihtiyacı olunca, mülkü şirketten şahsım adına satın aldım ve böylece şirketin içine finansman eklemiş oldum" dedi.

'Hakkımdaki suçlamalar sürekli değişti'

Gözaltına alınma kararında hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak, rüşvet almak, ihaleye fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, irtikap ve nitelikli dolandırıcılık" gibi suçlamaların olduğunu ancak tutuklama kararında bu suçların yalnızca "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" ve "rüşvet vermek" olarak değiştiğini söyledi.

Özkan, daha sonra iddianamede "rüşvete aracılık etme" suçlaması olduğunu sonradan kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme suçlarının hakkına eklendiğini söyledi.

Daha sonra İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin tutuklama kararında Murat Ongun'a bağlı hareket eden örgüt üyesi" olarak görüldüğünü, gizli toplantılara iştirak ettiği suçlamasının yapıldığını bazı toplantılara ev sahipliği yaptığı iddia edildiğini anlattı.

Özkan, daha sonra iddianamede Hüseyin Gün'ün eklendiğini, suçlamanın "Hüseyin Gün'e bağlı hareket eden özel vasıflı üyeye" çevrildiğini söyledi.

Özkan şunları söyledi:

"Ancak bunlar yapılırken; o gizli toplantılar, usulsüz ihaleler, usulsüz hizmet alımları ve sahte fatura gibi iddiaların hiçbirisi kalmadı. Bunlarla ilgili herhangi bir somut eylem ya da isnat da bulunmuyor; hepsi yok olup gittiler. Dolayısıyla sormak istiyorum: İddianamede yer verilmeyen bu iddialar, eğer benim tutuklanmamı gerektirecek ağırlıktaysa neden dava konusu yapılmadı? Neden herhangi bir aşamada bana bunlarla ilgili tek bir soru bile sorulmadı?"

Casusluk iddiaları: 'Komedi sandık'

Özkan, Haziran-Eylül 2025 döneminde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Sulh Ceza Hakimliklerine beş farklı dilekçe verdiğini ve burada 200'e yakın delil eklediğini söyledi.

Özkan bunların hiçbirinin iddianamede yer almadığını söyledi.

Özkan "Görülmemiş! Bu dilekçeler yok. Bu dilekçelerin ekleri de yok" dedi.

Hakkındaki casusluk suçlamalarının "hakikat dışı gerekçeler ve asla ciddiye alınmayacak bir içerikle" davaya dönüştürüldüğünü söyledi.

Özkan, Hüseyin Gün'ün "adını bile hatırlayamadığını" bir tek Ekrem İmamoğlu'nun ofisinde çekilmiş bir fotoğrafları bulunduğunu söyledi.

Ziyaretin bir "komedi" gibi olduğunu hatırladığını belirten Özkan "Fakat komedi olmadığı ortaya çıktı. Yani biz tutuklandık Sayın Başkanım ya, tutuklandık" dedi.

Casuslukla ilgili iddiaların içeriğinin "bomboş" olduğunu söyleyen Özkan şunları söyledi:

"Bu ülke, bu yargı sistemi, bu devlet ne zaman bu hale gelebildi? Bu nasıl oldu? Nasıl bunu fark etmedik? Nasıl bunu engelleyemedik?"

Hakkındaki suçlamalar neler?

Necati Özkan ile ilgili iddianamede öne çıkan temel suçlamalar siyasi danışmanlık, casusluk ve şifreli haberleşme iddiaları ve mali suçlamalar çevresinde gelişiyor.

Buna göre Özkan'ın 2013 yılından bu yana İmamoğlu'nun danışmanlığını yapması, seçim kampanyalarını yürüten kampanya direktörü olması sebebiyle hakkında "özel vasfa haiz üye" nitelemesi yapılıyor.

Bu nitelemeyle Özkan'ın belediye bünyesinde resmi bir görevi olmamasına rağmen "örgüt hiyerarşisinde üst düzey bir konumda bulunduğu ve örgüt lideriyle doğrudan diyaloğu olduğu" ifade ediliyor.

Casusluk ve şifreli haberleşme iddiaları ise ayrı bir casusluk davasının konusu olan suçlamalar.

Soruşturma, Hüseyin Gün isimli kişiden elde edilen dijital materyallere dayandırıldı.

İddianamede Özkan'ın etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün ile haberleştiği, kampanyaya dair talimatlar alıp verdiği iddia ediliyor.

Özkan ile ilgili suçlamalarda Gün'ün "manevi annem" olarak tanımladığı Seher Alaçam ve Gün ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafı da delil olarak sunuldu.

Mali suçlamalar çerçevesinde ise üzerine bedelsiz taşınmazlar aldığı iddia ediliyor.

Ayrıca iddianamede hakkında bazı dairelerin para ödemeksizin devredildiği gibi iddialar var.

Özkan tüm suçlamaları reddediyor.