Diyarbakır'da erkekler, kadın cinayetlerine karşı yürüdü: 'Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz'

Diyarbakır'da kadın cinayetlerini protesto eden erkeklerden oluşan bir kortej. "Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz" yazılı bir pankart taşıyorlar.
    • Yazan, Hatice Kamer
    • Unvan, Diyarbakır
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 5 dk

Diyarbakır'da son bir ayda dört kadın eşleri tarafından vurularak öldürüldü. Aile içi şiddet mağduru bu kadınların üçü boşanmış ya da boşanma aşamasındaydı.

11 Ağustos'ta Gülistan Karadağ'ın cesedi bir tarlada bulunurken 26 Ağustos'ta Sultan Akdemir (Kara), 18 Eylül'de Mizgin Kılıç, 25 Eylül'de Ayfer Çakmak eşleri ya da eski eşleri tarafından silahla vurularak öldürüldü.

Ayfer Çakmak'ın öldürülmesinin ardından DEM Parti Kadın Meclisi, Özgür Kadın Hareketi ve STK'lar, Çakmak'ın hayatını kaybettiği Bağlar ilçesinde bir araya gelerek kadın cinayetlerini kınadılar ve erkeklere "birlikte tavır alma" çağrısı yaptılar.

Bu çağrıyı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak yapmıştı.

Bunun üzerine kentin erkek milletvekilleri ve belediye başkanları bu çağrıya destek verdiklerini açıkladılar. Kentteki tüm erkekleri kadın cinayetlerine karşı durmaya, bunun için yapılacak protesto yürüyüşüne davet ettiler.

Bu çağrıya yanıt olarak DEM Parti Bağlar ilçe binasında, farklı yaş gruplarından yüzlerce erkek bir araya gelerek, erkek şiddetine ve kadın cinayetlerine karşı birlikte yürüyüş yaptı.

Diyarbakır'da ilk defa yapılan bu eyleme medyanın da ilgisi yüksekti.

Yürüyüşe tepkiler

İlk defa kadınlar olmadan yapılacak bir eyleme katılan birçok erkek, kameralara karşı çekingen davransalar 'Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz' pankartının arkasında yürüyüşe geçtiler. Yürüyüşü gören mahalle sakini kadınlar, desteklerini alkışlar ve zılgıtlarla göstermekten geri durmadılar.

Mahalle sakinleri bu eylemin amacından bihaberdi; yüzlerce erkeğin kadınlar için bir araya geldiğini duyanların ortak ifadesiyse "Çok iyi oldu, keşke herkes katılsa" sözleri oldu.

Bir dükkan önünde duran ve meraklı gözlerle erkek kortejini izleyen genç bir kadın, yürüyüşün önündeki pankartı görünce yüzü gülüyor ve "Bizi destekledikleri için alkışlıyorum onları, güzel oldu, tebrik ediyorum" diyor.

Ablasıyla yürüyüşü izleyen mahalle sakini bir başka kadın da öfkesini yüksek sesle dile getiriyor:

"Kadına şiddet günahtır, Allah kadınları öldüren erkeklerin belasını versin" diyor ve yürüyüşe katılan erkekleri alkışlıyor.

Diyarbakırlı bir kadın yürüyüşe katılan erkekleri alkışlayarak destek veriyor. Arkasında iki kadının daha eylemi izlediği görülüyor.
Fotoğraf altı yazısı, Diyarbakırlı bir kadın yürüyüşe katılan erkekleri alkışlayarak destek veriyor.

Elini tuttuğu küçük oğluyla kalabalığı izleyen genç bir kadın ise diğerleri kadar şaşkın. Eşinden çekindiği için kameraya konuşmak istemiyor. "İlk defa erkeklerin biz kadınlar için yürüyüş yaptığını görüyorum, çok mutlu oldum" diyor. Eliyle zafer işareti yaparak 'jin, jiyan, azadi' sloganı atıyor.

Jiyan adındaki kadın ise bu eylemin DEM Parti ile sınırlı kalmaması gerektiğini söylüyor: "Kadına şiddeti uygulayanların hepsi erkekler, neden sadece DEM Partili erkekler yürüyor? Bence AKP, CHP, MHP tüm partilerin erkekleri de bu eylemi yapmalı…"

Yürüyüşe Ergani'den katılan Emin Ermin, iptal edilen İstanbul Sözleşmesi'ni hatırlatıyor ve yasaların kadınları korumadığını savunuyor: "Yasalar belli, kadınlara nafaka verilmiyor, İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, kadının bütün hakları elinden alındı. 21. yüzyılda bu lanetlememiz gereken bir durumdur. Kadınların birlikte hareket etmeleri ve erkeklerin onlara destek vermeleri için buradayım."

Diyarbakır sokaklarında başörtülü bir kadın.
Fotoğraf altı yazısı, Erkeklerin katıldığı yürüyüşü gören mahalle sakini kadınlar, alkışlar ve zılgıtlarla eylemi destekledi.

Ara ara "Jin, jiyan, azadi" sloganları atılsa da yürüyüş Karanfil Parkı'na kadar sessizce devam ediyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Emin Ay Kürtçe, DEM Parti Diyarbakır milletvekili Mehmet Kamaç Türkçe birer açıklama yapıyor.

Kadınların özgürlüğü için, yaşamın her alanında sorumluluk alınması için mücadele edeceklerini söyleyen Ay, erkek egemen anlayışı eleştirerek, kadının özgür olmadığı toplumda özgürlük, huzur, barış sağlanmayacağını söylüyor.

Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Kamaç ise bu yılın ilk 8 ayında 189 kadının katledildiğini belirtiyor, kadına yönelik şiddetin, iktidarın ve devletin cezasızlık politikasıyla ilgisi olduğunu savunuyor:

"Gülistan Doku cinayeti, Rojin Kabaiş, Rojwelat Kızmaz cinayeti kadına yönelik katliamda birilerine cesaret veriyor. Bu cesaretle bu katliamlar işleniyor. Katledilen sadece kadın değil; katledilen bu toplumun değerleridir, geleceğidir."

Diyarbakır'da şiddetin çetelesi

Son bir ayda Diyarbakır'da dört kadın, eşleri ya da eski eşleri tarafından öldürüldü.

11 Ağustos'ta 32 yaşındaki Gülistan Karadağ'ın cesedi bir tarlada bulundu. Olayla ilgili gözaltına alınan iki erkek, uyuşturucu etkisinde olduklarını ve cinayeti hatırlamadıklarını öne sürdüler. Ancak cinayet şüphesiyle tutuklandılar.

32 yaşındaki Sultan Akdemir ise, boşanma aşamasındaki eşi tarafından kucağında iki yaşındaki kızı varken vuruldu. Saldırgan, yaralı kadının kucağındaki çocuğu aldı, yere düşen Sultan'a iki el daha ateş etti ve çocuğu da alarak olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan Sultan kurtarılamadı, saldırgan bir gün sonra yakalandı. Küçük kız devlet korumasına alındı.

Yenişehir ilçesinde, Millet Kütüphanesi önünde, Ömer Kırıcı, eski eşi Mizgin Kılıç ile tartıştığı sırada onu silahla vurdu. Mizgin yaralandı ve KADES uygulamasından yardım istedi ancak saldırgan onu zorla araca bindirdi. Polis kovalamacası sırasında araç takla attı. Yakalanacağını anlayan saldırgan aynı silahla intihar etti. Mizgin Kılıç da olayda hayatını kaybetti.

Eylül ayında Bağlar ilçesinde yaşanan son cinayette ise, 32 yaşındaki beş çocuk annesi Ayfer Çakmak, evli olduğu Osman Çakmak tarafından av tüfeğiyle vuruldu. Genç kadın, evden kaçmaya çalışırken sokakta kurşunların hedefi oldu ve evinin önünde yaşamını yitirdi.

Kentteki kadın kurumlarına en çok hangi sorunları için başvuru yapılıyor?

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden aldığımız bilgilere göre, Ocak ayından itibaren 3907 kadın, fiziksel şiddete uğradığı için hukuki destek başvurusunda bulunmuş.

Cinsel şiddete maruz kalanların sayısı ise 1335.

1070 kadın dijital şiddete maruz kaldığını bildirmiş.

4258 kadın ekonomik şiddet mağduru olurken, psikolojik şiddet görenlerin sayısı 4919.

1383 kadın da mobinge maruz kaldığı için hukuki destek talebinde bulunmuş.

Bu verilere göre 2016 yılı içinde Diyarbakır'da boşanma davası açan kadın sayısı ise 4974.

1776 kadın ise çocuğun velayet hakkı için dava açmış durumda.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM), Sığınmaevi ve Alo Şiddet Hattı verileri üzerinden hazırladığı 2025 yılı raporunda, kadına yönelik şiddetin bireysel değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı yapısal bir sorun olduğu ifade ediliyor.

2025 raporuna göre 393 başvuru yapıldı ve başvuran kadınların yüzde 88'i aile içi şiddet mağduru.

Başvuru yapan kadınların 142'si ekonomik, 94'ü psikolojik, 32'si fiziksel şiddet gördüğünü belirtmiş.

30'u ise can güvenliğinin risk altında olduğunu söyleyerek sığınma talebinde bulunmuş.

Rapora göre 2025 yılı boyunca sığınmaevinde 258 kadın ve 173 çocuk barındı.

Kadınların 207'si şiddet öyküsü, 51'i ise barınma ihtiyacı nedeniyle sığınmaevine başvurdu.

Buna göre göre başvuru yapanların yaş aralığı 26–33 ile 18–25.

Sığınmaevinde kalan kadınların 167'si psikolojik, 132'si fiziksel, 41'i ekonomik, 17'si cinsel ve 2'si dijital şiddete maruz bırakıldığı açıklandı.

Hukuki yollarla çözüm bulma umudu azalıyor

2018 yılında Diyarbakır'da kurulan Rosa Kadın Derneği, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele etmek için kentteki diğer kadın kurumlarıyla eşgüdümlü hareket ediyor.

Derneğin yöneticilerinden Esra Çiçek, Ocak ayından itibaren farklı sosyal tabakalardan 35 şiddet mağduru kadının psikolojik ve hukuki destek için derneğe başvurduğunu söyledi.

"Eskiden sadece aile içi şiddete maruz kalan kadınlar gelirdi ama son yıllarda, yeni nesil çeteler, mafyatik yapıların içinde yer alan erkek partnerlerin şiddetine maruz kalan çok sayıda eğitimli kadının geldiğini görüyoruz" dedi.

İşsizlik, ekonomik kriz, madde ve alkol bağımlılığı gibi etkilerin aile içi şiddeti artırdığını söyleyen Çiçek, birçok kadının hukuki yollarla çözüm bulma umudunu kaybettiğini savunuyor.

"Derneğimize gelen birçok kadın, sırf yaşadıkları sorunları paylaşmak ve nasıl bir şiddete maruz kaldığını anlatmak, kayıt altına almak adına geliyor. Aralarında çok sayıda eğitimli, meslek sahibi olanlar da var. Hukuki yollardan çözüm bulamayacakları yönünde yaygın bir kanaat oluşmuş maalesef. Başlarına kötü bir şey gelirse, geride anlatılacak bir hikâyeleri olsun istiyorlar" diyor.