AP Türkiye Raportörü: 'Mevcut durumda müzakere yeniden başlayamaz'

Kaynak, Getty Images
- Yazan, Güven Özalp
- Unvan, Brüksel
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 6 dk
Avrupa Parlamentosu (AP), sert eleştiriler içeren Türkiye Raporu taslağını görüştü.
Belgeyi kaleme alan AP'nin İspanyol üyelerinden Nacho Sanchez Amor, katılımın oldukça düşük olduğu oturumda yaptığı konuşmada, "Türkiye raportörü olmak sinir bozucu bir iş" dedi.
Diğer ülke raportörü meslektaşlarının zaman zaman iyi haberler aldığını söyleyen Sanchez Amor, "Bu işi 10 yıldır yapıyorum ama hiçbir olumlu sonuç alamadım çünkü son 10 yılda demokratik standartlar kötüleşti" ifadelerini kullandı.
İspanyol parlamenter bu durumu siyasi irade eksikliğine bağladı.
Akademik analizlerde, Türkiye'de tamamen otoriter bir sistem olduğundan bahsedildiğini ifade eden Sanchez Amor, "Tamamen otoriter bir ülke Avrupa Birliği'ne (AB) aday ülke olabilir mi? Belki olabilir ama üye olamaz çünkü bu, olgun demokrasilerden oluşan bir grup ve biz bu şekilde devam etmek istiyoruz" diye konuştu.
Türkiye'de demokratik değerlerde belirgin bir kötüleşme gördüklerini belirten Sanchez Amor, bu nedenle raporun son derece net olduğunu ve mevcut durumda katılım sürecini yeniden başlatamayacaklarını söyledi.
Genişleme Komiseri Marta Kos'un açıklamaları da İspanyol parlamenterinkilere paraleldi.
"Kilit bir ortak ve aday ülke" olan Türkiye'yle işbirliğini derinleştirmenin iki tarafın da yararına olduğunu kaydeden Kos, AB'ye üyelik hedefinin somut bir ilerlemeyle desteklenmediğini söyledi:
"Tam tersine temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğünde bir gerileme yaşanıyor. 2018'de üyelik müzakerelerinin durma noktasına gelmesine yol açan olumsuz eğilimler devam ediyor."
AB ile Türkiye'nin ortak çıkar alanlarına odaklanması gerektiği görüşünü yineleyen Kos'un müzakere sürecinin geleceğine ilişkin mesajı şu oldu:
"Hukukun üstünlüğü, temel haklar ve demokrasi konusunda ciddi ilerleme kaydedilmedikçe katılım müzakerelerine yeniden başlanması ihtimali bulunmamaktadır.".
AP'nin İspanyol üyelerinden Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alınan belge, 17 Haziran'da yapılacak oylamanın ardından nihai halini alacak.
Üyeleri halk tarafından doğrudan seçilen ve Avrupa Birliği'nin (AB) yasama organı olarak görev yapan AP'nin raporlarının bağlayıcılığı yok.
Vize engelleri
Türk vatandaşlarının Schengen vizesine erişimi Türkiye ile AB arasındaki önemli konu başlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.
AP belgesinde de bu konu geniş şekilde işlendi.
Taslak belgede, Türkiye'ye vize muafiyeti için gerekli olan son altı kriteri yerine getirme çağrısı yapılıyor:
"AP, Türk hükümetini vize serbestleştirme diyaloğunun yeniden başlatılmasını zorlaştıran engelleri gidermeye çağırırken aynı şekilde AB Konseyi'ni de bu adımlar atıldıktan sonra kendi payına düşeni yapmaya çağırır."
Belgede, "talepteki belirgin artış ve sistemin kötüye kullanılması endişesi nedeniyle Türk vatandaşlarının AB üye ülkelerine vize başvurularında sorunlarla karşı karşıya kalmasından duyulan üzüntü" dile getiriliyor.
Vize kolaylaştırma adımlarına destek veren ve üye ülkelere bu konuyla bağlantılı kaynak artırımı çağrısı yapan AP'nin bu yıl hizmet pasaportlarına atıf yapması dikkat çekti:
"AP, Türk hükümetinin, tüm nüfusa fayda sağlayabilecek bir çerçeve oluşturmak için gerekli adımları atmazken sayıları bilinmeyen hizmet pasaportlarını suistimal etmesinden üzüntü duymaktadır."
Yargıda çifte standart iddiası
Türkiye'deki yargı sistemi ve uygulamalar başından bu yana AP'nin her yıl sert şekilde eleştirdiği unsurlar arasında.
Bu durum bu yılki belge için de değişmedi.
AP, "Türkiye'de hukukun üstünlüğünün ciddi şekilde aşınmaya devam etmesi ve yargı bağımsızlığının bulunmaması konusunda derin endişelerini" dile getirdi.
Belgede, "AP, yargı sistemindeki tarafsızlık ve bağımsızlık eksikliğini ve çifte standartların yaygın olarak uygulanmasını esefle karşılamaktadır" denildi.
Taslak belgeye, "hükümet destekçilerine muhalefet üyeleriyle aynı şekilde davranılmadığı" notu düşüldü.
Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındakiler de dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını isteyen AP, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun dava sürecini eleştirdi ve tutukluluk halini bir kez daha kınadı.
Dikkat çeken laiklik vurgusu
AP'nin beş yıl aradan sonra laiklikle ilgili bir vurgu yapması dikkat çekti:
"AP, Türk makamlarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden duyduğu endişenin giderek arttığını ifade eder."
Bu eğilimin, "mevzuatta, siyasi söylemde, eğitimde, kültürel yaşamda ve medyada gözlemlenebildiği ve bu durumun laikliğin, çoğulculuğun ve temel özgürlüklerin aşınmasına ilişkin ciddi endişeler uyandırdığı" belgeye yansıtılan vurgular arasında yer aldı.
AP, en son 19 Mayıs 2021'de kabul edilen Türkiye Raporu'nda laiklik vurgusu yapmıştı.
'Terörsüz Türkiye' desteği
AP belgesinde, "PKK'nın feshedileceğinin duyurulması gibi önemli gelişmelerin önünü açan" ve halen devam eden "Terörsüz Türkiye" girişimi kapsamında Türk makamlarının ve siyasi partilerin çabaları takdirle karşılandı.
Bununla birlikte AP, süreçte zamanında ve kararlı adımlar atılamadığı görüşünde.
Bu durumun "süreci daha kırılgan ve dış gelişmelere karşı daha savunmasız hale getirdiği, daha fazla kutuplaşmaya zemin hazırladığı" AP'nin tespitleri arasında yer alıyor.
Bakan Gürlek'e yaptırım çağrısı
Rapor taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek için yaptırım çağrısı yapılması Türkiye'de tartışmaya neden oldu.
Rapor taslağında, "demokratik gerileme göz önüne alınarak" insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi'nin işletilmesi talebi yer alıyor.
Belgede, "Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek gibi isimler yer almaktadır" ifadeleri kullanıldı.
AP'nin çağrısı ilgili kişilerin AB'deki varlıkların dondurulması odaklı.
AP ilk kez spesifik isim belirtse de kısıtlayıcı önlem çağrısı ilk değil.
'Fırsat penceresi' mesajı
Türkiye ile AB arasında 2005'te başlayan üyelik müzakereleri 2018'den bu yana fiilen durmuş durumda.
AP'ye göre mevcut durumda müzakerelere dönülmesi için hukukun üstünlüğünün ve demokratik süreçlerin korunması konusunda somut ilerleme kaydedilmesi gerekiyor.
Bu tür bir ilerleme sağlanmadığı takdirde katılım sürecinin yeniden başlatılamayacağının vurgulandığı belgede şu ifadelere yer verildi:
"AP, bu süregelen eylemsizliği, Türk hükümetinin reform ya da üyelik sürecini yeniden canlandırma konusunda gerçek bir siyasi iradeye sahip olmadığının açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor."
AP, Türk hükümetini "sözlerden eyleme geçmeye" davet etti.
"AP, AB genişleme politikası şu anda yeni bir ivme kazanıyor olsa da Türkiye'nin demokratik reformlardaki eksiklikler nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığını üzülerek not etmektedir" vurgusu da belgede yer aldı.
Uluslararası konjonktür etkisi
Belgede, özellikle değişen jeopolitik manzara ışığında, bölgesel güvenlik konularında AB-Türkiye işbirliğinin güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.
AP, aynı zamanda bir NATO müttefiki olan Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik öneminin altını çizdi.
Uluslararası güvenlik ve AB'nin stratejik çıkarları açısından kritik öneme sahip alanlarda, ayrıca göç yönetimi, terörle mücadele ve enerji güvenliği gibi diğer ilgili işbirliği alanlarında Türkiye'nin giderek artan varlığı, etkisi, arabuluculuk ve kolaylaştırıcı rolü teyit edildi.
AP belgesinde, Türkiye ile güvenlik ve savunma alanlarında karşılıklı stratejik çıkarlara yarar sağlayan durumlarda pragmatik işbirliğinin güçlendirilebileceği mesajı verildi.
Mutlak butlan önergesi
CHP'ye ilişkin mutlak butlan kararı konusu taslak raporda yer almıyor.
Bunun nedeni ilgili mahkeme kararının taslak raporun kabul edilmesinden sonraki bir tarihte verilmesi.
Sanchez Amor, bu konuya ilişkin bir vurgunun metinde yer alması için kendi raporuna değişiklik önergesi verdi.
Önergede şu ifadelere yer verildi:
"AP, bu durumu muhalefete yönelik daha geniş çaplı bir baskı eğiliminin en son örneği olarak değerlendiriyor."
"Bu eğilim, gelecekteki seçimlerde potansiyel rakipleri ortadan kaldırmak amacıyla yargı sisteminin bir araç olarak kullanılması ve dolayısıyla Türkiye'yi tamamen otoriter bir sisteme daha da sıkı bir şekilde bağlamayı içeriyor."
Hızlı bir kurultay düzenlenmemesi halinde muhalefet partisinde iç kriz riskleri bulunduğu görüşünün savunulduğu belgede, "AP, CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ile parti yönetiminin siyasi entrikalarla görevden alınmasını şiddetle kınamaktadır" denildi.
Önergenin metne girip girmeyeceği 17 Haziran'daki oylamada netleşecek.
36 sayfadan oluşan belgede, Türk makamlarının devam eden makroekonomik istikrar ve reform programını ve enflasyonu düşürürken büyümeyi koruma taahhütlerini memnuniyetle karşılayan AP, Türkiye'nin yaklaşık 2.7 milyon mülteciye ev sahipliği yapmasını takdir etmeyi sürdürdü.
Gümrük birliğinin güncellenmesine şartlı desteğini sürdüren AP, Kıbrıs sorunu konusunda iki devletli çözümden vazgeçilmesi talebini yineledi.













