Tutuklu gazeteci Alican Uludağ: Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?

Alican Uludağ

Kaynak, DW

Fotoğraf altı yazısı, Gazeteci Alican Uludağ
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme, Uludağ'ın 21 Mayıs'ta hakim karşısına çıkmasına karar verdi.

Deutsche Welle Türkçe Muhabiri Alican Uludağ böylece tutukluluğun 90. gününde ilk kez hakim karşısına çıkmış olacak.

20 Şubat'ta tutuklanan Uludağ hakkında, "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlamalarıyla iddianame hazırlandı.

Uludağ hakkında, "üzerine atılı suçlamaları zincirleme şekilde işlediği" iddiasıyla 19 yıl 4 ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi.

İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tek müşteki olarak yer alıyor.

İddianamenin değerlendirme kısmında savcılık, Uludağ'ın sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımlarla ifade ve haber verme özgürlüklerinin kapsamını aştığını öne sürdü.

Uludağ, 21 Mayıs'taki duruşma öncesinde kaleme aldığı mektupta, tutuklanma sürecinin hukuka aykırı olduğunu savundu.

İstanbul'daki mahkemenin yetkisizlik kararıyla bu durumun ortaya konduğunu belirten Uludağ, dosyanın Ankara'ya gönderilmesine rağmen kendisinin İstanbul'daki Silivri Cezaevi'nde tutulmaya devam edildiğini söyledi.

Uludağ, 26 Şubat'tan bu yana tek kişilik hücrede kaldığını ve Ankara'ya sevk edilmek için yaptığı başvurulara yanıt alamadığını ifade etti.

Duruşmaya SEGBİS yoluyla katılmasına karar verilmesini de eleştiren Uludağ, "Mahkeme huzurunda savunma yapmam engelleniyor. Bu gizlilik neden?" dedi.

Tutukluluğun devamına gerekçe olarak "kaçma şüphesi" gösterilmesine de tepki gösteren Uludağ, "Ben Ankara'ya dönmek isterken, kaçma şüphesi öne sürülüyor. Böyle bir gerekçe olamaz" ifadelerini kullandı.

Uludağ ayrıca, "Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur? Bu uygulamaya son verilmeli" dedi.

Soruşturma başlangıçta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüş ancak mahkeme Uludağ'ın ikametgahının Ankara olması nedeniyle "yetkisizlik" kararı vererek dosyayı Ankara'ya göndermişti.

Uludağ ifadesinde ne dedi?

Alican Uludağ gözaltı işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemede verdiği ifadede hakkındaki suçlamaları reddetti ve "Gazetecilik uğruna bedel ödenmesi isteniyorsa hazırım" dedi.

Gazeteci, savcılığın iddialarındaki hiçbir paylaşımının suç unsuru taşımadığını savundu.

Uludağ, bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne cumhurbaşkanı ne de avukatlarından şikayette bulunulmadığını kaydetti. Uludağ ifadesinde şunları söyledi:

"Ankara'da Akın Gürlek'e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor. 'Benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican'ı uzaklaştırmamız lazım Ankara'dan' denilerek bu dosya uyduruldu.

"Nesnel bir şekilde tutuklama talebi okunursa ne cumhurbaşkanına şahsına ne de makamına yönelik bir küfür vardır, yargı muhabirinin eleştirileri vardır

"Bu ülkede Cumhurbaşkanını eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden Anayasa var?"

Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği'nin (MLSA) aktardığına göre, tutukluğunun ardından da Alican Uludağ, avukatı Akın Atalay aracılığıyla "Arkadaşlarıma söyleyin: Dik durun, Alican Uludağ susmadı, susmayacak" mesajını paylaştı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek ise 25 Şubat'ta AKP Meclis Grup Toplantısı öncesi yaptığı açıklamada, "Bu süreç tamamen bağımsız yargının kontrolünde" demişti.

Meslek örgütleri tepki göstermişti

Ulusal ve uluslararası basın meslek örgütleri Alican Uludağ'ın tutuklanmasını kınamış, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uludağ'ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapmıştı.

Basın meslek örgütleri de Çağlayan Adliyesi'nde yaptığı ortak açıklamada, "Meslektaşımızın kriminalize edilmesini kabul etmiyoruz" demişti.

Fotoğrafta ellerinde "Gazetecilere Özgürlük" yazılı pankart taşıyan gazeteciler görülüyor.

Kaynak, x/DISK

Fotoğraf altı yazısı, Meslek örgütleri 29 Mart'ta İstanbul Kadıköy'de biraraya gelerek tutuklamaları protesto etti

Aralarında Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İŞ, Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın da bulunduğu 11 basın meslek örgütü, tutuklanan gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ'ın serbest bırakılması için 26 Mart'ta ortak açıklama yapmıştı.

Örgütler, "meslektaşlarımızın haberleri ve yoruları suç unsuru gibi gösterilmiş ve tutuklamaya gerekçe olacak şekilde yorumlanarak özgürlüğü kısıtlayıcı kararlara imza atılmıştır" demişti.

Örgütler ayrıca 29 Mart'ta tutuklamalara tepki göstermek için İstanbul'da ortak eylem düzenlemişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Alican Uludağ'ın serbest bırakılması yönünde çağrısı yapmıştı.

Özel, "Gazeteci Alican Uludağ'ın gazetecilik faaliyeti sınırlarındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınması hukuksuzluk zincirinin yeni bir halkasıdır" demişti.

Neden soruşturma açıldı?

DW Türkçe, gözaltı kararına gerekçe olarak Uludağ'ın yaptığı, İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarının tahliyesine dair haberin ve X'teki paylaşımlarının gösterildiğini bildirdi.

Uludağ'ın "Yargıtay'ın, Atatürk Havalimanı'nda 45 kişinin ölümüne sebep olup 46 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 2604 yıl hapis cezası alan altı sanık hakkında tahliyeye hükmettiği" hakkındaki söz konusu haberinin 18 Aralık 2024'te NOW TV'de yayınlandığı aktarıldı.

İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde 28 Haziran 2016'da meydana gelen saldırıda 45 kişi hayatını kaybetmiş, 200'den fazla kişi yaralanmıştı.

Uludağ'ın haberinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin yerel mahkemenin "fazla ceza tayin ettiği" değerlendirmesinde bulunduğu ve 46'şar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen altı sanık ile örgüt üyeliğinden 12 yıl hapis cezası alan bir sanık yönünden hükmü bozduğu yer alıyordu.

DW Türkçe'nin aktardığına göre kararın ardından yedi sanıktan altısı 12 Aralık 2024'te tahliye edildi.

Uludağ'ın haberinin ardından İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tahliyelerin "terör faillerini kapsamadığı" yönünde açıklama yapmıştı:

"Söz konusu haberler kamuoyunda, 'terör saldırısının failleri serbest bırakılmış' gibi bir algıya neden olmaktadır. Ancak tahliye edilen söz konusu 6 sanık 8 yıldır tutuklu olup, saldırının faili değillerdir.

"Bu kişiler, örgüt üyeliği, örgütün finansı gibi suçlardan yargılanmaktadırlar. 6 sanığa isnat edilen suçlar yönünden tutuklu kaldıkları süreler verilecek cezaları karşılama ihtimali bulunduğundan tahliyelerine karar verilmiştir.

"Asılsız iddialara itibar etmeyiniz."