Süleymancılar cemaatinin tutuklanan lideri Alihan Kuriş ifadesinde neler söyledi?

Kaynak, Getty Images
- Yazan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Yayın tarihi
- Okuma süresi 3 dk
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkar amaçlı suç örgüt kurma ve örgüte üye olma gibi suçlamalarla gözaltına alınan Alihan Kuriş 16 Ağustos'ta tutuklandı.
Süleymancılar olarak bilinen cemaatin liderliğini yapan Kuriş'e "çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamaları yöneltiliyor.
BBC Türkçe'nin gördüğü ifade tutanağında Kuriş tüm suçlamaları reddetti ve bunun bir "itibar suikastı" olduğunu savundu.
Kuriş, kendisini Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu, varisi ve temsilcisi olarak tanımladı.
Dini ve sosyal çevresinde bir kanaat önderi olarak görüldüğünü ancak herhangi bir suç örgütüyle bağlantısının bulunmadığını savundu.
Dosyada adı geçen çok sayıda kişiyle ilişkisinin çoğunlukla sosyal çevre, komşuluk veya vakıf faaliyetleri kapsamında olduğunu belirten Kuriş, ticari bağlantı iddialarını reddetti.
Kuriş'e MASAK raporlarında şüpheli görülen işlemler ve ticari ilişkiler de soruldu.
Raporlarda dikkat çekilen yüksek hacimli para hareketleri ve ticari ilişkilerin büyük bölümünün 2022 sonrasında gerçekleştiğini vurgulayan Kuriş, bu nedenle söz konusu işlemlerle ilgili bilgi veya sorumluluğunun bulunmadığını öne sürdü.
MASAK raporunun odağındaki şirketlerden birinin 2023'ten sonra finansal işlem hacmindeki ciddi artış ve diğer şirketlerle para transferleri de sorgulandı.
Kuriş, şirket hisselerini Temmuz 2021'de devrettiğini, şirkette yönetici veya imza yetkilisi olmadığını belirtti.
Kuriş evinde yapılan aramalarda el konulan altın ve ziynet eşyalarının aile birikimleri, düğün takıları ve çocuklarına hediye edilen eşyalar olduğunu söyledi.
Ayrıca çelik kasada bulunan üç milyon dolarlık senedin, geçmişte planlanan ancak gerçekleşmeyen bir gayrimenkul satışı için düzenlenmiş teminat senedi olduğunu ifade etti.
Kuriş'in avukatları soruşturmanın hukuki dayanağının zayıf olduğunu, arama ve el koyma işlemlerinin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirildiğini savundu.
Müvekkillerinin derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Ne olmuştu?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 38 kişiden 32'si 16 Ağustos'ta tutuklandı.
Gözaltına alınan altı kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.
Savcılık toplam 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurmuştu.
Soruşturma kapsamında 17 ilde, toplam 123 adreste arama yapıldığı kaydedildi.
Savcılık kaynakları, soruşturmanın dini faaliyetlerle ilişkisi bulunmadığını da duyurdu.
Başsavcılığın açıklamasında, soruşturmanın şüpheli mali işlemler üzerinden yürütüldüğü belirtildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmayla ilgili açıklamasında, "Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar ederek suç işleyen ve bu yolla haksız kazanç elde eden yapılara karşı gerekli adımlar atılmaktadır" dedi.
Gürlek, temel ölçütlerinin "herhangi bir inanç, dini yapı veya topluluğun kimliği değil; suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalar" olduğunu vurguladı.
Bakan X hesabından 16 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, "İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez" diye ekledi.











